İnsanlık tarihinin en eski sporları arasında yer alan ve zamanla Türkler ile özdeşleşerek Türk kültürünün bir parçası haline gelen güreş sporunun serüvenini Home City Blog okurları için yazdık.

1. Türk tarihinin en eski sporlarından biridir

Yalnızca Türk tarihinin değil insanlık tarihinin en eski sporlarından biri olan güreş, zamanla Türklerle özdeşleşmiş, hayatın her alanına işleyerek günümüze ata sporu olarak miras kalmıştır. Çin yıllıklarında, bazı seyahatnamelerde, destanlarda ve saray tarihlerinde savaş talimlerinin yanı sıra birçok aktivite sırasında yapıldığı ve bir yiğitlik göstergesi olduğu belirtilir. Geçmişten günümüze Türk hükümdarlarının ve yöneticilerinin bu spora alaka göstermeleri, güreşin canlı kalmasını sağladı. Güreş sporu öylesine Türk milletinin içine işlemiştir ki, tarihte Türk kızlarının dahi güreştiği bilinmekte, hatta bazısının talibine, ona varabilmesi için at yarışında, ok atmada ve güreşte kendisini yenmesi şartını koştuğu görülmektedir.

2. Sosyal hayatın her alanın önemli bir parçası haline dönüştü

Yaşanılan toplum, inançsal yapı, çevresel faktörler vb. birçok unsur nedeniyle farklı topraklarda farklı biçimlerde görülen güreş sporu, zamanla Türk toplumuyla bütünleşerek bir spor aktivitesi olmaktan çok bir sosyal gerçeklik olgusuna dönüştü. Tarihteki Türk toplumsal yaşamının hemen hemen her bölümünde, düğünlerde, bayramlarda, şenliklerde hatta cenaze ve matem törenlerinde yaygın bir şekilde yapılmış, sosyal ve kültürel birçok fonksiyonun yerine getirilmesini sağlamıştır.

3. İslamiyet sonrası Türk toplumunda Hz. Hamza güreşçilerin piri sayıldı

Türk sosyal ve inançsal yapısındaki değişimler, İslam öncesi Türk toplumundaki güreşin ritüel kısmına etki ettiği gibi, İslam’ın kabulüyle de benzer şekilde değişiklikler meydana getirdi. İslam tarihindeki önemli isimlerin güreş tutuşması, Hz. Peygamber’in güreşe dair hadisleri vb. unsurlar güreş sporuna İslami mahiyet kazandırdı. Özellikle İslam tarihinin önemli figürlerinden olan, yiğitlik ve güreşçiliğiyle bilinen Hz. Hamza İslamiyet sonrası Türk folklorunda güreşçilerin piri olarak kabul gördü.

4. Selçuluklular döneminde güreş bir sentez haline dönüştü

Türk kültüründeki güreş sporu belki de en önemli diyebileceğimiz dönüşümü Selçuklular döneminde yaşadı. Bu dönemde İslam ve Fars kültürüyle kurulan münasebet vesilesiyle Türk güreş geleneği Fars ve İslam kurallarıyla birleştirerek yeni bir kimliğe büründü. Günümüzde bilinen adıyla “pehlivan” kelimesinin Türk diline bu dönemde geçtiği düşünülmektedir. Bu dönemde güreş sporuna giren yeni kuralların başında Hz. Peygamber’e salavat getirilmesi, dua okunması ve Hz. Hamza’nın adının anılması gelir.

5. Padişahların himayesine alınan güreş, Osmanlı’nın ilk yıllarından itibaren gelişim gösterdi

Başlangıç noktası bilinmese de Türklerin eski dönemlerinden itibaren yapılan güreş sporu Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinden itibaren gelişim gösterdi. Özellikle padişahların, vezirlerin ve şehzadelerin teşviki bu noktada önemli role sahiptir. Orhan Bey Bursa’da, I. Murat ise Edirne’de güreşçi tekkeleri açarken, güreşçilerin bir cemaat olarak teşkilatlanması Fatih Sultan Mehmet döneminde gerçekleşti. II. Bayezid Amasya’daki şehzadelik dönemlerinde çok sayıda pehlivanı desteklerken, padişahlığı sırasında birçoğunu İstanbul’a getirerek güreş sporuna katkıda bulundu. Yavuz döneminde “cemâat-i küştîgîrân” denilen bir vakıf altında önemli güreşçiler yetiştirilirken Kanuni zamanında da önemini koruyan güreş sporu daha sonra bir dönem ihmale uğradı. Ancak III. Ahmet ve Abdülaziz gibi güreşe meraklı padişahlar tarafından yeniden gerekli önem verildi. Bu isimlerin dışında birçok Osmanlı padişahı hem bizzat güreşti hem de güreşi destekledi.

6. Tarih boyunca güreşin farklı biçimleri yapıldı

Sosyolojik koşullardan sıklıkla etkilendiğini belirttiğimiz güreş sporunun Türk tarihi içerisinde tek çeşidinin olduğunu düşünmek garip gelecektir ki bu durum böyle değildir. Türkler tarih boyunca “karakucak, yağlı güreş, aba güreşi” adları altında çeşitli güreşler yaptı. Bu güreşlerden en eskisi kıran kırana geçen karakucak güreşidir. Hepimizin yakından tanıdığı yağlı güreş ise Türklerin zaman içinde yaptığı diğer bir güreş türüdür. Geleneksel yapısıyla günümüze ulaşmayı başaran yağlı güreş, her yıl Kırkpınar Meydanı’nda geleneksel olarak gerçekleştirilmektedir. Daha çok Güney ve Güneydoğu Anadolu taraflarında yapılan aba güreşi adını pehlivanların giydikleri abadan almaktadır. Bunun dışında profesyonel bir spor aktivitesine dönüşen minder güreşi de yine Türklerin dünyada başarı elde ettiği önemli bir güreş dalıdır.

7. İlk minder güreşi İstanbul’da yapıldı

Çeşitli toplumlarda farklı şekillerde yapılan güreş sporu, özellikle dünyanın küreselleşme sürecine girmesiyle birlikte uluslararası turnuvalarda düzenlenen güreş müsabakaları bir standarda oturtuldu. Bu durumun ilk izlerine ise 20. yüzyılın başlarında rastlanır. Osmanlı Türkiyesi’nde “alafranga” adıyla anılan ilk minder güreşi, İstanbul’da 20. yüzyıl başlarında Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nde yapılmış, gelişmesi ise Cumhuriyet döneminde, özellikle birçok dünya ve olimpiyat şampiyonumuzun çıktığı 1935-1951 yılları arasında olmuştur. Günümüzde ise minder güreşi Türklerin dünya çapında başarı gösterdikleri spor dallarından biridir.